dindersin...
14 11 2016

Din Kültürü 9. Sınıf 2. Ünite: Temizlik ve İbadet

1- İBADETİN ANLAMI VE KAPSAMI İbadet: Sözlük anlamı boyun eğme, itaat etme, kulluk etme, tapınma demektir. Terim olarak ise Allahü Teala'ya saygımızı, bağlılığımızı belirtmek, O'na olan kulluk görevimizi yerine getirmek, O'nun emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak demektir. Başlıca ibadetler namaz, oruç, zekat ve hac olup bunların dışında Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapılan her güzel iş ibadettir. Başlıca ibadetler:      Beden ile yapılan ibadetler: Namaz, oruç      Mal ile yapılan ibadetler: Zekat, sadaka      Hem mal, hem beden ile yapılan ibadetler: Hac Hadis: "İslam beş temel esas üzerine kurulmuştur. Bunlar; Allah'tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna inanmak, namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek ve oruç tutmaktır." Hangi davranışlar ibadet sayılır: Allah'ın rızasını kazanmak için yaptığımız her güzel iş ve faydalı davranış ibadet sayılır. Örneğin; Yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmek, yollardaki eziyet verici şeyleri kaldırmak, ilim öğrenmek ve öğretmek, başkalarının iyiliğini istemek ve hayır dua etmek, Kur'an okumak, kazancımızın helal olmasına dikkat etmek.... Şirk: Allah'a ortak koşmak demektir. Dinimizde ibadet sadece Allah'a yapılır. Putlara, gök cisimlerine, ateşe vb. tapmak ve bunları Allah'ın yardımcıları veya değişik görevleri olan tanrılar gibi inanmak şirktir. Ayet: "Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat suresi, 56. ayet) Ef'âl-i Mükellefîn (İbadetlerin hükümlerini ifade eden kavramlar):       Farz: Yüce Allah'ın bizden kesin olarak yapmamızı istediği iş ve davranışlardır. Namaz, oruç, ana-baba... Devamı

01 10 2015

İnanmanın Çeşitli Biçimleri-9.sınıf konu anlatımı

Değişik inanç biçimleri nasıl ortaya çıkmıştır? Yeryüzünde farklı uluslar olduğu gibi, farklı inanç biçimleri de vardır. Kur'an'a göre Yüce Allah, yeryüzünde halife kıldığı insanı, fıtratında Allah'ı arama ve bulma eğilimi ile yani din duygusuyla birlikte yaratmıştır. Bu duyguyu ifade etmekteki farklılıklar, değişik inanç biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İnsanın doğru yolu bulabilmesi için tarih boyunca Allah peygamberler göndermek suretiyle insanlara sürekli yardımda bulunmuştur. Peygamberler Allah'tan aldıkları buyrukları insanlara ulaştırmışlardır. İnsanların iyiyi, doğruyu, güzeli ve gerçeği bulmalarına örnek davranışlarıyla yardımcı olmuşlardır. İnsanlardan bazıları aklını ve yeteneklerini kullanarak peygamberlerin davetine kulak vererek, inanma ihtiyacına cevap vermişlerdir. Ancak bazıları da yaratılışından getirdiği inanma ihtiyacına cevap vermemiş, değişik sosyal ve kültürel şartların etkisiyle farklı inanç biçimlerine sahip olmuşlardır. Dini bilimlerle uğraşan bilim adamları inanç biçimlerini "Tanrı" kavramı açısından ele alarak sınıflandırmışlardır. Buna göre farklı şekilde ortaya çıkan inanç biçimleri şunlardır: Tek tanrıcılık (monoteizm), Çok tanrıcılık(politeizm), gizemcilik (gnostisizm), bilinemezcilik (agnostisizm) ve tanrı tanımazlık (ateizm) Devamı

01 10 2015

Dinin İnsan hayatındaki yeri ve önemi-9.sınıf konu anlatımı

Dinin İnsan Hayatındaki Yeri ve Önemi Din ve inanma insanın insan olma özelliklerindendir. Din duygusu insanın doğasında var olan bir duygudur. Bu anlamda din ve inanma, insanın insan olma özelliklerindendir. Onu insan hayatından çıkarmak mümkün değildir. Dinler tarihi alanında yapılan araştırmalar, az da olsa tanrı inancı olmayan insanlara rastlamasına rağmen, her toplumun bir dine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Tarihin belirli dönemlerinde dinin gereksiz olduğunu, insanların onsuz da yaşayabileceklerini savunan ve dinin yerine bilimi koymak isteyen insanlar olmuştur. Fakat bunda başarılı olamamışlardır. Bugün dünya nüfusunun çok büyük bir kısmının bir dine sahip olması bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Din insanı mutlu kılmayı hedefleyen bir kurumdur. Din, insan hayatında önemli yere sahiptir. İnsanlık tarihi kadar eski olan din, ilahi vahiy yoluyla geldiğine inanılan, insanı mutlu kılmayı hedef alan sosyal bir kurumdur. Din, hedefine ulaşmak için insanla-insan, insanla-evren ve insanla-Allah arasındaki ilişkileri düzene koyan ilkeler getirmiştir. Böylece insanın hem maddi (bedeni) hem de manevi (ruhi, zihni ve kalbi) ihtiyaçlarını gidermek istemiştir. Din insanın hayatını anlamlandırmasına katkıda bulunur. Din, insan yaşamını anlamlandırma, şekillendirme, insanın insanca yaşamasına yardımcı olma açısından çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü din, insan yaşamını derinden etkiler ve onun hayatına yön verir. İnsanın yaratılış amacını gerçekleştirmesine, onun kendisiyle, toplumla ve yaratıcısı ile barışık olarak yaşamasına, doğuştan getirdiği yeteneklerini geliştirmesine, aklını ve özgür iradesini kullanarak iyi insan olmasına ve yararlı işler yapmasına katkıda bulunur. Din, insanı düşünce açısın... Devamı

01 10 2015

İnsanın Doğası ve din-9.sınıf konu anlatımı

Din, insanın olduğu her yerde var olan, doğumundan ölümüne kadar hayatının her evresinde karşısına çıkan evrensel bir olgudur. Din, Arapça bir kelime olup yol, adet, hüküm, kanun, düzen, karşılıklı mükafat-ceza, itaat, inanç gibi anlamlara gelir. Terim olarak din; "insanın Allah, diğer insan ve varlıklarla münasebetlerini düzenleyen ve insan hayatına yön veren, onlarla ilgili davranışlara esas olacak kurallar bütününe verilen ad"dır. Bilim adamları dini nasıl tanımlamışlardır? Bilim adamları bütün dinlerde bulunan inanç, ibadet, ahlâk gibi ortak özellikleri dikkate alarak dinin tanımını şöyle yapmışlardır: "Bir topluluğun sahip olduğu inanç, ibadet ve ahlâk kurallarının bütünüdür" İslam âlimlerine göre dinin tanımı nedir? İslâm âlimleri de İslam'ın özelliklerini dikkate alarak dinin tanımını şöyle yapmıştır: "Din kuralları Allah tarafından konulan, peygamberler aracılığı ile insanlara bildirilen, akıl sahibi insanların kendi istekleriyle hayırlı olan şeylere sevk ederek dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıran ilâhi kanundur." İslam âlimlerinin yaptığı bu tanımdan yola çıkarak şu sonuçlara varabiliriz; "Din, Allah tarafından ortaya konulmuştur. "Din, peygamberler aracılığı ile gönderilmiştir. "Dini, akıl sahibi insanlar kendi hür iradeleriyle kabul eder. "Din, insanları iyiye, güzele, doğruya çağırır. "Din, insanların dünya ve ahirette mutlu olmalarını amaçlar. "Din, Allah'ın gönderdiği öğütleri kapsar. Bunlar Allah'ın emirleri, yasakları ve önerileridir. Verilen bu bilgiler ışığında dini, "insanın aklını ve özgür iradesini kullanarak iyiye, güzele ve doğru olana y... Devamı

01 10 2015

İNSAN ve DİN-İnsanın Evrendeki Konumu

İnsanın Evrendeki Konumu İnsana niçin küçük âlem denilmiştir? Evreni yaratan Allah, dünyayı üzerinde yaşanabilir bir konuma getirdikten sonra, evrendeki bütün varlıkların özelliklerini taşıdığı “küçük alem” olarak nitelenen insanı yaratmıştır. Ruh ve bedenden oluşan bir varlık olan insan, dünyadaki varlıklar içerisinde çok boyutlu ve karmaşık bir yapıya sahiptir. İnsanın bu yapısı çeşitli bilimlere konu olmuştur. Örneğin; biyoloji organizmasıyla, psikoloji iç dünyasıyla, sosyoloji diğer insanlarla ilişkisiyle, antropoloji de gelişimi ile ilgilenmektedir. İnsan yeryüzündeki varlıklar içerisinde ayrıcalıklı, üstün ve değerli bir varlıktır Kur’anıkerim insanı bütün varlıklardan farklı bir biçimde ele almakta ve insana büyük değer vermektedir. İnsanın yaratılışı ve özellikleri ile ilgili ayetleri incelediğimizde insanın, yeryüzündeki varlıklar içerisinde ayrıcalıklı, üstün ve değerli bir konuma sahip olduğunu görürüz. Kur’an’da geçen “Biz, gerçekten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık”(İsra suresi, ayet 70) ayeti de insanın üstün ve değerli bir varlık olarak yaratıldığını belirtmektedir. İnsan niçin değerli ve üstün bir varlıktır? Esasında insanın üstünlüğü, onun yaratılışında cereyan eden olaylarla ortaya çıkmaktadır. Allah’ın halife olarak yarattığı insana meleklerin itirazı, Allah’ın melekleri denemesi, insanla karşılaştırması ve insanın üstünlüğünün ortaya çıkması ile son bulmuştur. Bu üstünlük Hz. Adem’e bütün isimlerin öğretilmesi, kısaca ona verilen öğretim ve bilgidir.(Bakara 30-34) Yani insanda ortaya çıkan ilk ü... Devamı

14 03 2015

Toplumu Birleştiren Temel Değerler-9.sınıf konu anlatımı

Toplumdaki farklı anlayışları ve bölgesel kültürleri birleştiren, herkesin ortak paydasını oluşturan değerlere temel değerler denir. Örneğin vatan, ülkü, bayrak, bağımsızlık gibi değerler, bu topraklarda yaşayan bütün insanları kuşatan temel değerlerdir. Yüzyıllar boyunca aynı geçmişe sahip oluşumuz, aynı inançları paylaşmamız, aynı yurtta yaşamamız, bizi birbirimize bağlar; aradaki farklılıkları unutturur. Sevinçli günlerimizde temel değerler etrafında bir araya geliriz. Bireysel sıkıntılarımızı unutur; herkesle beraber seviniriz. Ülkemizin bir tarafında meydana gelen acı bir olay, hepimizi yasa boğar; yardım için elimizden geleni yapmaya gayret ederiz. Bir ülkenin temel değerleri, onun en kıymetli varlığıdır. Bu nedenle değerlerimize sahip çıkmalı, herhangi bir nedenle öz değerlerimizi küçük görmemeliyiz. Devamı

14 03 2015

Kişilik Gelişiminde Değerlerin Etkisi-9.sınıf konu anlatımı

İnsan, küçük yaşlardan itibaren, toplumun değer yargılarıyla kuşatılır. Doğru, yanlış, temiz, kirli, terbiyeli, terbiyesiz, sevap, günah, iyi, kötü gibi kavramlar, insanın yaşamında yönlendirici rol oynar. İnsanın karakter gelişimi, değerlerin etkisine göre şekillenir. Dini ve ahlaki değerler, insan kişiliğine iyiliksever, büyüklerine saygılı, adaletli, hoşgörülü, arkadaşını kendine tercih eden, doğru ve dürüst bir yapı kazandırmaya çalışır. Allah inancı, insan bilincini, evreni yaratan bilince bağlar; böylece benlik, başıboşluktan kurtulmuş olur. Ahiret inancı insana sorumluluk bilinci kazandırır; böylece insan, bilinçli hareket eden bir kişiliğe sahip olur. Her ibadetin insan karakterine kattığı olumlu bir etki vardır. Oruç tutmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi aksatmayanlar, zaman içinde yardımsever, iyi bir insan kişiliğine sahip olurlar. Dini ve ahlaki değerlerin toplum gözünde kıymetini yitirmesi, insanların kötü ve zararlı kişilikler kazanmasına yol açar. Yalnızca kazanmayı ön plana çıkaran piyasa koşulları, insanlara, zayıf ve güçsüzlere yaşam alanı tanımayan, acımasız bir kişilik kazandırır. Devamı

14 03 2015

Değerlerin Oluşumuna Dinin Etkisi-9.sınıf konu anlatımı

Din insanlığın sahip olduğu en köklü kurumlardandır. İnsanların sahip olduğu inançlar, örf ve adetler, ahlâk, temel hukuk kaideleri, insanlar arası ilişkilerin biçimi çoğunlukla din kaynaklıdır. Evren ve yaşam hakkında insanların sahip olduğu düşünceler de temelde dine ve bilime dayanır. Bu halde değerler içinde din, son derece önemli bir yer tutmaktadır. Kültürün dinden soyutlanması, ayrı bir konu olarak ele alınması mümkün olmaz. Dinler insanlara hayatın amacı hakkında yönlendirici bilgi verirler. Varlıkların yaratıcısı ve amaçları hakkında inançlar ortaya koyar, değerler belirler. Dinler, birtakım hukukî ve ahlakî kurallar düzenler. Toplum içinde bu kuralların uygulanması dinî bir görev olarak kabul edilir. Güzel davranışları yerleştirmeye, kötü ve adil olmayan davranışlardan uzaklaştırmaya çalışan dinler, toplum içinde daha etkili olmak, insanların bağlılıklarını canlı tutmak için bazı etkinlikler, günlük, haftalık, senelik birtakım ibadetler belirlerler. Toplum içinde dinin bu yoğunluğu hayatın her alanına siner, değerleri şekillendirir ve yönlendirir. Bu anlamda din, kültürün esas malzemesidir. İnsanların din konusunda bağnazlığa saplandığı dönemler hariç tutulursa, büyük dinler, kültürün korunmasında ve gelişmesinde büyük hizmetler vermiş ve vermeye devam etmektedir. Bu konuda İslam’ın gerçekten özel bir yerinin olduğunu söylemeliyiz. Devamı

14 03 2015

Değer Nedir ve Nasıl Oluşur-9.sınıf konu anlatımı

Değer, bir toplumda benimsenmiş ve yaşatılmakta olan her türlü duyuş, düşünüş, davranış, kural ve kıymettir. Değerlerin toplamı, kültürü oluşturur. Kültür, anlam olarak çok boyutlu bir kavramdır. Kültürü kısaca şöyle tanımlayabiliriz: Kültür, toplumların her alandaki kazanımları ve bunların semboller yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılması sonucu oluşan değerler bütünüdür. Kültür, açık ya da gizli davranış kalıplarından oluşabilir. Tarihî bir süreç içinde oluştuğundan geleneksel düşünceler ve buna dair değerler kültürün temelini oluşturur. Değerler bir toplumun kimliğidir. Toplumun sosyal alışkanlıklarının tüm göstergeleri bu kimlikte yer alır. Toplumda yaşayan insan bireyleri, ne kadar farklı davranış biçimleri ortaya koyarlarsa koysunlar, üyesi olduğu toplumun mayasını taşıdıklarından kendilerini mutlaka ele verirler. Bu açıdan kendi değerlerimizi mutlaka iyi anlamalı, iyi değerlendirmeliyiz. Değerlerin iyi anlaşılması, toplumun geleceğe güvenle bakması ve sosyal hastalıklardan uzak durması için mutlaka gereklidir. Değerler uzun asırlar boyunca oluşur, canlıdır, ona sürekli bir şeyler eklenir ve bir şeyler sürekli ondan kopar. Ancak bu değişim ve gelişim normal süreç içinde çok yavaştır. Hızlandığı veya yapay olarak hızlandırılmaya çalışıldığı dönemlerde ise bu süreç sancılı olup sosyal düzensizliklere, kargaşa ve anarşiye veya aşırı otoriter yönetimlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Kültürü oluşturan birçok değerler grubu bulunmaktadır. Bunlar genel olarak, bilgi, inanç, sanat, ahlâk, hukuk, töre ve insan bireylerinin elde ettiği yeni yetenekler ve alışkanlıklardır. Bilgi, insanların akıl yürütme, tecr&uum... Devamı

14 03 2015

Kültürümüzde Kur'an'ın Yeri ve Önemi-9.sınıf konu anlatımı

Kur’an’ın kültürümüz içerisinde önemli bir yeri vardır. Kur’an bireysel ve toplumsal hayatımızda önemli bir yer tutar. Kültürümüzün önemli öğelerinden dil, sanat ve edebiyatımızda Kur’an’ın getirdiği değerlere çokça rastlanır. Dilimize Kur’an’dan pek çok kavram yerleşmiştir. Allah, Rab, Mevlâ, tövbe, melek, hak, ibadet dua gibi kavramlar bunlardan sadece bazılarıdır. Toplumda Kur’an’da geçen güzel adların çocuklara isim olarak verildiğini görürüz. Yasin, Tâhâ, Nur, Yunus, Yusuf, Lokman, İbrahim, Meryem bunlara örnektir.Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli gibi edebiyatçılarımız eserlerinde Kur’an’da yer alan motiflere çokça yer vermişlerdir. “Canım bende oldukça Kur’an’ın kuluyum, Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım, Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, O nakledenden de bezmişim ben, bu sözlerden de bezmişim.” dizelerinde Mevlana Kur’an’ı ne kadar önemsediğini göstermiştir. Örf ve adetlerimizde de Kur’an’ın etkisini görürüz. Hastalara, yoksullara, yetimlere, yolda kalmışlara yardım etmek, büyüklere saygı, küçüklere sevgi, ana-babaya hürmet Kur’an’ın öğütlerindendir. Bizim kültürümüzde Kur’ an okumanın, Kur’an’la beraber olmanın ayrı bir yeri vardır. Çocuklarımızın doğumunda, ölen insanlarımız cenazelerinde, askere giden veya askerden gelen gençlerimiz merasimlerinde, evlenen çiftlerin nikahlarında hep Kur’an vardır. Kültürümüzde, her evde Kur’an bulundurma geleneği vardır. Güzel işlemeli kılıflar i&cce... Devamı

14 03 2015

Hz.Muhammed'in Vefatı-9.sınıf konu anlatımı

Peygamberimizin Hastalanması Peygamberimiz son haccını yaptıktan iki ay kadar sonra Cennetül-baki adı verilen mezarlığa gitmiş, burada dua etmişti. Ziyaretten bir gün sonra hastalandı. Hastalığı onüç gün devam etti. Bu sürede, kendisini ziyarete gelen Müslümanlara öğütler veriyor, kendisinin bir insan olduğunu, herkes gibi öleceğini hatırlatıyor, ölümünden sonra eski cahiliye günlerine dönmemeleri konusunda uyarıyordu. Peygamberimiz kul hakkı konusunda çok titizdi. Ölümüne yakın insanları toplayarak şöyle dedi: “–Ey insanlar, kimin sırtına kamçı vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun; kimin bende alacağı varsa, işte malım gelsin alsın. Bana en yakın olan dostum, burada benden hakkını isteyen veya gönül hoşnutluğuyla helal edendir. Ben Rabbime yüz akıyla kavuşmayı umuyorum.” Peygamberimiz daha sonra şöyle dedi: “–Allah beni dünya ile kendi katı arasında özgür bıraktı. Bu kul, Allah katında olanı tercih etti.” Hz. Ebu Bekir, Peygamberimizin en yakın dostuydu. Onun sözlerinin her bir harfi yüreğine işliyor, sürekli ağlıyordu. Peygamberimiz son günlerinde mescide çıkamayacak kadar ağırlaştı. Kendi yerine Hz. Ebu Bekir’i imam tayin etti. Peygamberimizin Vefatı Vefat edeceği gün, Peygamberimiz sanki iyileşmişti. Müslümanlar Hz. Ebu Bekir’in imamlığında sabah namazını kılıyorlardı. Peygamberimiz mescide açılan kapısını açtı. Onların namaz kılışlarını seyretti; yüzü aydınlandı. Tekrar odasına çekildi. Öğleye doğru ateşi tekrar yükseldi. Ateşini düşürmek için yanında bulunan kaptaki suya ellerini daldırıyor, yüzünü, boynunu ıslatıyordu. Bir taraftan da şöyle diyordu. “–La ilahe illallah… Ölü... Devamı

14 03 2015

Veda Hutbesinde Evrensel Mesajlar-9.sınıf konu anlatımı

Peygamberimizin ölmeden önce yaptığı son haccında, Müslümanlara yaptığı son konuşmaya veda hutbesi denir. Peygamberimiz yirmi yıldan fazla bir süredir sürdürdüğü İslam'ı yayma mücadelesinde önemli bir başarı elde etmiş Arabistan yarımadasının her tarafına İslam'ı yaymıştı. Yüce Allah dinini tamamlamış, insanlara iletmekistediği ayetler tamamlanmıştı. Peygamberimiz görevinin bittiğini, yakında Yüce Sevgili'ye kavuşacağını umuyordu. Bu nedenle İslam'ın evrensel değerlerini özetleyen bir hutbe verdi. Peygamberimiz bu hutbede Allah'ın birliğine vurgda bulunarak, tekrar putperestliğe ve onun batıl uygulamalarına dönmemeleri konusunda uyardı. Herkesin Rabbinin huzuruna kavuşacağını ve yaptıklarndan dolayı hesap vereceğini bir kez daha hatırlattı. İslam'ın en önemli özelliklerinden biri hak ve adalet konusudur. Bu nedenle Peygamberimiz insanların birbiri üzerindeki haklarını hatırlattı. Bu haklar konusunda dikkatli olmalarını istedi. Cahiliye döneminin en büyük kötülüklerinden biri, kadınları değersiz görmeleri, kız çocuklarnı diri diri gömmeleriydi. Peygamberimiz kadınların haklarına bir kez daha dikkat çekti ve onları gözetmelerini istedi. İslam'dan önceki dönemin bir başka kötülüğü, soy üstünlüğünü iddia etmeleri bu nedenle birbiriyle sürekli savaşmalarıydı. Peygamberimiz bütün insanların Adem'den geldiğini hatırlattı ve üstünlüğün ırk ve soyla değil, yapılan güzel iş ve davranışlarla olduğunu vurguladı. Peygamberimiz, iki emanet bıraktığını bunlara sımsıkı sarıldıkları sürece hiçbir zaman yollarını şaşırmayacaklarını, bu iki emanetin Kur'an ve kendisinin uygulamaları olduğunu bildirdi ve en son şöyle dedi: İnsanlar! Yarın beni sizden sor... Devamı

14 03 2015

Hz. Muhammed'in İslam'ı Yayma Çabaları-9.sınıf konu anlatımı

İslâm'da asıl olan barıştır. Savaş, zulmün önlenmesi, hakkın kabûl ettirilmesi için meşrû kılınmıştır. 13 seneye yaklaşan Mekke döneminde ve Medine döneminin ilk yılında, müşriklerden gördükleri bunca zulüm, işkence ve haksızlığa rağmen, mü'minlere sabırlı olmaları, Allah'ın dinini güzellikle tebliğe çalışmaları emredilmiş, savaşa izin verilmemişti. Hicretten sonra Müslümanlar, giderek müşriklere karşı koyabilecek duruma geldiler. Üstelik Müslümanların düşmanları çoğaldı, sabır yolu ile barışı sürdürmek artık mümkün değildi. Bundan dolayı Hicretin 2'inci yılı başlarında Safer ayında; "Zulüm ve haksızlığa uğratılarak, kendilerine savaş açılan kimselere (mü'minlere) savaş izni verildi. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kâdirdir. Onlar, 'Rabbımız Allah'tır' dediler diye, haksız yere yurtlarından (Mekke'den) çıkarıldılar..." (el-Hacc Sûresi, 39-40) anlamındaki âyet-i kerimelerle Müslümanlara, kendilerini savunmak üzere savaş izni verildi. Mekke müşrikleriyle, Medine'de bulunan Müslümanlar arasında, sırasıyla Bedir, Uhud ve Hendek Savaşları oldu. Mekke müşrikleri Medine'yi basmak, Hz. Rasûlullah (s.a.s.)'i öldürmek, Müslümanlığı yok etmek için her çâreye baş vurdular; bütün imkân ve güçlerini ortaya koydular; fakat amaçlarına ulaşamadılar. Müslümanların günden güne güçlenmelerine, sayılarının artmasına engel olamadılar. Ancak Medine dışındaki kabîleler, Müslümanlığın ne olduğunu yeterince bilmiyorlardı. Kâbe'nin komşusu ve koruyucusu olduğu için saygı duydukları Kureyş kabîlesi, kendi içlerinden çıktığı halde Hz. M... Devamı

14 03 2015

Hz. Muhammed'in Toplumsal Barışa Yönelik Etkinlikleri-9.sınıf ko

Mekke'li Müslümanlar, dinleri uğrunda bütün servet ve varlıklarını Mekke'de bırakmışlar, Medine'ye hicret ederek muhâcir olmuşlardı. Medineli Müslümanlar, onları kendi nefislerine bile tercih ederek, her türlü yardımı yapmışlar, onların bütün ihtiyâçlarını karşılamışlardı. Fakat muhâcirler, ensâra yük oluyoruz, kendi kazancımız yok, diye üzülüyorlardı. Peygamberimiz muhâcirlerin bu üzüntüsünü gidermek, aradaki sevgi ve samimiyeti güçlendirmek, herhangi ayrılık belirtisini önlemek için Hicretin yedinci ayında muhâcirlerle ensârı, Mâlik oğlu Enes'in evinde topladı. Burada, bir muhâciri, bir ensârla kardeş yaparak 90 (veya 360 kişi asarında kardeşlik bağı kurdu. Ensâr, muhâcir kardeşlerini alıp evlerine götürdüler. Mallarına ortak ettiler. Peygamberimize başvurarak: -Ya Rasûlallah, hurmalıklarımızı, muhâcir kardeşlerimizle aramızda paylaştır... dediler. Rasûlullah (s.a.s.): -Hayır, mallarınızın mülkiyeti size âittir. Muhâcir kardeşlerinizle birlikte çalışacak, mahsûlü paylaşacaksınız... buyurdu. İki taraf da buna râzı oldu. Kardeşler birbirlerine o derece bağlandılar ki, başlangıçta, kendi akrabalarından önce birbirlerine mirâsçı bile oldular. Ensâr'dan Rebi’ oğlu Sa'd, muhâcirlerden Avf oğlu Abdurrahman'a: -Ben mal yönünden ensârın en zenginiyim. Rasûlullah (s.a.s.) ikimizi kardeş yaptı. Malımın yarısı senindir, dedi. Abdurrahman: -Allah malını sana mübârek kılsın. Benim bunlara ihtiyâcım yok. Sen bana çarşıyı göster... dedi. Abdurrahman ticârete başladı, kısa zamanda zengin oldu. Muhâcirlerin büyük kısmı ticâretle hayatlarını kazan... Devamı

14 03 2015

Hz.Muhammed'in Hicreti-9.sınıf konu anlatımı

Müslümanların Mekke’den Medine’ye Hicretleri Hicret bir yerden başka bir yere göç etme demektir. Müşriklerin zulümleri yüzünden Mekke'de Müslümanlar barınamaz hâle gelmişlerdi. Bu sebeple 2'inci Akabe Bîatinde Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Müslümanların Medine'ye hicretleri de kararlaştırılmıştı. Peygamberimiz "Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi..." diyerek Müslümanların Medine'ye hicretlerine izin verdi. İkinci Akabe Bîati, Peygamberliğin onikinci yılının son ayı olan Zilhicce'de yapılmıştı. onüçüncü yılın ilk ayı Muharrem'de (Temmuz 622) Medine'ye hicret başladı. Mekke'nin fethine kadar geçen süre içinde, dini uğruna, evini-barkını, malını-mülkünü, âilesini, kabîlesini, akrabasını, bütün varlığını Mekke'de bırakarak Peygamberimizin izniyle Medine'ye göç eden Mekke'li Müslümanlara "Muhâcirler" adı verilmiştir. Medine'de muhâcirleri misâfir eden, onlara bütün imkânları ile yardımcı olan Medine'li Müslümanlara da "Ensâr" denilmiştir. Muhâcirler ve Ensâr, Kur'ân-ı Kerîm'de bir çok konuda övülmüşlerdir. Muharrem ve Safer aylarında Müslümanlar, âileleri ile birlikte hicret ettiler. Birer, ikişer, gizlice Mekke'den ayrılıp Medine'ye gittiler. Ensâr tarafından Medine civârındaki "Avâlî" denilen köylere yerleştirildiler. Hz. Ömer Mekke'den gizli ayrılmadı. Kılıcını kuşandı, Kâbe'yi tavâf etti. Bütün müşriklere meydan okuyarak: İşte ben Medine'ye gidiyorum. Analarını ağlatmak, karılarını dul, &cce... Devamı

çocuğunuz için 2015 model isimler