dindersin...
13 12 2016

Nasr Suresi ve Anlamı

NASR SURESİ   Bismillahirrahmanirrahim. İzâcâe nasrullahi velfeth. Veraeytennâse yedhulûne fî dînillahi efvâcâ. Fesebbih bihamdi Rabbike vestağfirhu innehu kâne tevvâbâ. ANLAMI 1. Allah'ın yardımı ve zafer geldiğinde, 2. ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, 3. Rabbinin sınırsız şanını yücelt, O'na hamt et ve O'ndan mağfiret dile: çünkü O, her zaman tövbeleri kabul edendir.   Açıklama Bu sure Medine’de indirilmiştir. Bu surede Peygamber efendimiz ile onun değerli ashabına yardım geleceğine, dinlerinin zafer kazanacağına, insanların gönüllerinin bu dine ısınacağına dair müjdeler vardır. Sonra onlara Allah'ın sınırsız gücünü anmaları ve bağışlanma dilemeleri emredilmiştir. 1. Allah'ın yardımı ve zafer geldiğinde, "Zafer"den kasıt, belli bir savaştaki zafer değildir. Aslında burada kesin bir zafer kastedilmiştir. Bu öyle bir zamandır ki İslâm'a karşı çıkacak hiçbir güç kalmamış ve İslâm Arabistan'da kesin bir zafer kazanmıştır. 2. ve insanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, Yani insanların birer ikişer İslam'a girdikleri dönem geçmiş, kabilelerin, hiç karşı koymadan topluca İslam'a girdikleri zaman gelmiştir. Bu durum Hicretin dokuzuncu yılınının başlarında gerçekleşmiştir. Onun için o seneye "elçiler senesi" denilmiştir. Arabistan'ın her köşesinden Araplar, peş peşe heyetler halinde Peygamberimizin huzuruna gelerek ona bağlılıklarını bildirdiler ve İslam'a girdiler. Hz. Peygamber’in Veda Haccı'na gittiği Hicrî 10'a kadar bütün Arabistan tek bayrak altında birleşmiş ve ülkede hiç bir m&... Devamı

13 12 2016

Hz. Muhammed’in Vefatı-6.sınıf konu anlatımı

Peygamberimizin Hastalanması Peygamberimiz son haccını yaptıktan iki ay kadar sonra Cennetül-baki adı verilen mezarlığa gitmiş, burada dua etmişti. Ziyaretten bir gün sonra hastalandı. Hastalığı onüç gün devam etti. Bu sürede, kendisini ziyarete gelen Müslümanlara öğütler veriyor, kendisinin bir insan olduğunu, herkes gibi öleceğini hatırlatıyor, ölümünden sonra eski cahiliye günlerine dönmemeleri konusunda uyarıyordu. Peygamberimiz kul hakkı konusunda çok titizdi. Ölümüne yakın insanları toplayarak şöyle dedi: “–Ey insanlar, kimin sırtına kamçı vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun; kimin bende alacağı varsa, işte malım gelsin alsın. Bana en yakın olan dostum, burada benden hakkını isteyen veya gönül hoşnutluğuyla helal edendir. Ben Rabbime yüz akıyla kavuşmayı umuyorum.” Peygamberimiz daha sonra şöyle dedi: “–Allah beni dünya ile kendi katı arasında özgür bıraktı. Bu kul, Allah katında olanı tercih etti.” Hz. Ebu Bekir, Peygamberimizin en yakın dostuydu. Onun sözlerinin her bir harfi yüreğine işliyor, sürekli ağlıyordu. Peygamberimiz son günlerinde mescide çıkamayacak kadar ağırlaştı. Kendi yerine Hz. Ebu Bekir’i imam tayin etti. Peygamberimizin Vefatı Vefat edeceği gün, Peygamberimiz sanki iyileşmişti. Müslümanlar Hz. Ebu Bekir’in imamlığında sabah namazını kılıyorlardı. Peygamberimiz mescide açılan kapısını açtı. Onların namaz kılışlarını seyretti; yüzü aydınlandı. Tekrar odasına çekildi. Öğleye doğru ateşi tekrar yükseldi. Ateşini düşürmek için yanında bulunan kaptaki suya ellerini daldırıyor, yüzünü, boynunu ıslatıyordu. Bir taraftan da şöyle diyordu. “–La ilahe illallah… Ölü... Devamı

12 12 2016

Veda Hutbesi-6.sınıf konu anlatımı

Peygamberimizin ölmeden önce yaptığı son haccında, Müslümanlara yaptığı son konuşmaya veda hutbesi denir. Peygamberimiz yirmi yıldan fazla bir süredir sürdürdüğü İslam'ı yayma mücadelesinde önemli bir başarı elde etmiş Arabistan yarımadasının her tarafına İslam'ı yaymıştı. Yüce Allah dinini tamamlamış, insanlara iletmekistediği ayetler tamamlanmıştı. Peygamberimiz görevinin bittiğini, yakında Yüce Sevgili'ye kavuşacağını umuyordu. Bu nedenle İslam'ın evrensel değerlerini özetleyen bir hutbe verdi. Peygamberimiz bu hutbede Allah'ın birliğine vurgda bulunarak, tekrar putperestliğe ve onun batıl uygulamalarına dönmemeleri konusunda uyardı. Herkesin Rabbinin huzuruna kavuşacağını ve yaptıklarndan dolayı hesap vereceğini bir kez daha hatırlattı. İslam'ın en önemli özelliklerinden biri hak ve adalet konusudur. Bu nedenle Peygamberimiz insanların birbiri üzerindeki haklarını hatırlattı. Bu haklar konusunda dikkatli olmalarını istedi. Cahiliye döneminin en büyük kötülüklerinden biri, kadınları değersiz görmeleri, kız çocuklarnı diri diri gömmeleriydi. Peygamberimiz kadınların haklarına bir kez daha dikkat çekti ve onları gözetmelerini istedi. İslam'dan önceki dönemin bir başka kötülüğü, soy üstünlüğünü iddia etmeleri bu nedenle birbiriyle sürekli savaşmalarıydı. Peygamberimiz bütün insanların Adem'den geldiğini hatırlattı ve üstünlüğün ırk ve soyla değil, yapılan güzel iş ve davranışlarla olduğunu vurguladı. Peygamberimiz, iki emanet bıraktığını bunlara sımsıkı sarıldıkları sürece hiçbir zaman yollarını şaşırmayacaklarını, bu iki emanetin Kur'an ve kendisinin uygulamaları olduğunu bildirdi ve en son şöyle dedi: İnsanlar! Yarın beni sizden sor... Devamı

13 12 2016

Hudeybiye Antlaşması ve Mekke’nin Fethi

Müslümanların Kâbe'yi Ziyâret Arzusu Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), Medine'ye hicret edeli 6 yıl olmuştu. Bu süre içinde Mekke müşrikleriyle, Medine'de bulunan Müslümanlar arasında, sırasıyla Bedir, Uhud ve Hendek Savaşları oldu. Mekke müşrikleri Medine'yi ele geçirmek, Hz. Muhammed’i (s) öldürmek, Müslümanlığı yok etmek için her çâreye baş vurdular; bütün imkân ve güçlerini ortaya koydular; fakat amaçlarına ulaşamadılar. Müslümanların günden güne güçlenmelerine, sayılarının artmasına engel olamadılar. Ancak Medine dışındaki kabîleler, Müslümanlığın ne olduğunu yeterince bilmiyorlardı. Kâbe'nin komşusu ve koruyucusu olduğu için saygı duydukları Kureyş kabîlesi, kendi içlerinden çıktığı halde Hz. Muhammed (s.a.s.)'in peygamberliğini kabûl etmemiş, hatta onu yurdundan çıkarmışlardı. Bu yüzden, Müslümanlığın Medine dışındaki kabîlelere tanıtılabilmesi ve geniş ölçüde yayılmasının sağlanabilmesi için, Mekkelilerle barış yapılmasına ihtiyaç vardı. Peygamberimiz, Mekkelilerle barış yaparak, diğer kabîlelerle serbestçe ilişkiler kurmayı arzu ediyordu. Diğer taraftan, Mekkeli Müslümanlar, doğup büyüdükleri ve her şeylerini bırakıp ayrıldıkları yurtlarını çok özlemişlerdi. Her namazda yöneldikleri kutsal Kâbe'yi 6 yıldan beri ziyâret edemiyorlardı. Kâbe'yi ziyâret, bütün Müslümanların en büyük ortak özlemleri olmuştu. Peygamberimizin Rüyâsı Hicretin 6'ıncı yılı, Peygamberimiz, rüyasında Kâbe’yi ziyaret ettiklerini gördüğünü, yakında hep birlikte Mekke’ye gide... Devamı

13 12 2016

Hz. Muhammed’in Çağrısı: Medine Dönemi

Medine, Mekke'nin kuzeyinde, üç tarafı dağlarla çevrili, güneyi ise ovalık bir şehirdir. Havası güzel, toprağı zirâate elverişli, hurmalıkları boldur. Rasûlullah (s.a.s.)'in hicreti esnâsında, Medine'de Evs ve Hazrec adlı iki Arap kâbilesi ile, Kaynuka, Nadîr ve Kurayzaoğulları adlı üç Yahûdi kabîlesi vardı. Arap kabileleri buraya "Seylü'l-arim" denilen sel felâketinden sonra Yemen'den; Yahûdîler ise, Romalıların Kudüs'ü işgal ve tahriplerinden sonra Kudüs'ten gelip yerleşmişlerdi. Başlangıçta, bir müddet Araplarla Yahûdîler iyi geçinmişlerse de, Yahûdîlerin çıkarcı davranışları yüzünden zamanla araları açılmış, Araplar Yahûdîleri yenerek Medine'de hâkim duruma gelmişlerdi. Fakat çok geçmeden Yahûdîlerin çeşitli oyunları ile birbirlerine düştüler ve iki kardeş kabîle uzun yıllar birbirleriyle savaştılar. Bu savaşların en sonuncusu Buâs Harbi'dir. Hicretten yaklaşık 5 yıl önce sona eren ve bazı fâsılalarla tam 120 yıl süren bu savaşta her iki taraf da büyük kayıp vererek zayıf düşmüşlerdir. Bu yüzden, Hicret esnâsında Yahûdîler, özellikle ekonomik yönden Medine'de hâkim durumda bulunuyorlardı. Evs ve Hazrec kabîleleri, aralarındaki bu düşmanlığın ancak Rasûlullah (s.a.s.)'in hakemliği, İslâm'ın getirdiği adâlet, sevgi ve kaynaşma ile ortadan kalkabileceğini anlayarak Müslümanlığa sımsıkı bağlandılar. Gerçekten Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Medîne'ye gelmesiyle, bu iki kardeş kabile arasında asırlarca sürmüş olan kin ve düşmanlıktan eser kalmamıştır.... Devamı

13 12 2016

SON PEYGAMBER HZ. MUHAMMED-Hz. Muhammed’in Çağrısı: Mekke Dönemi

Hz. Muhammed’in Çağrısı: Mekke Dönemi Peygamberimiz dönemi İslam Tarihi genel olarak iki kısımda incelenir. Mekke Dönemi: Peygamberimizin çocukluğundan başlayarak Medine'ye hicrete kadar süren dönemdir. Medine Dönemi: Hicretten başlayarak Peygamberimizin vefatına kadar olan dönemdir. Mekke döneminin en önemli aşaması, Peygamberimize ilk vahyin geldiği dönemlerdir. Bu dersimizde, ilk vahyin geliş zamanına giriş yapacağız. Eskiden beri Mekke'deki hanîf ve zâhitler, recep ayında inzivâya çekilirlerdi. Her biri, Mekke'nin 3 mil (bir saat) kuzeyinde Nûr Dağı'ndaki Hira Mağarası'nda bir köşeye çekilir, tefekküre dalardı. 40 yaşlarına doğru Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kalbinde de bir yalnızlık sevgisi belirdi. O da bir mağaraya çekilip, günlerce orada kalıyor, Cenâb-ı Hakk'ın sonsuz kudret ve azametini düşünerek O'na ibâdet ediyordu. Giderken azığını da berâberinde götürüyor, bitince evine dönüyor, sonra tekrar gidiyordu. Böylece Cenâb-ı Hakk, O'nu büyük vazifesine hazırlıyordu. Zaman zaman "Sen Allah elçisisin..." diye kulağına sesler geliyor, fakat etrafta hiç bir şey göremiyordu. Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ilâhi vahyin başlangıcı, sâdık rüyâlar şeklinde oldu. Gördüğü her rüya, olduğu gibi çıkıyordu. Bu hâl, altı ay kadar devam etti.   Devamı

14 11 2016

Din Kültürü 6. Sınıf 2. Ünite: Namaz İbadeti

Namaz nedir: Namaz kelimesinin Kur'an'daki karşılığı "salat" kelimesidir. Namaz; tekbir, kıyam, rüku, secde, oturuş ve selam bölümlerinden oluşan, günde beş vakit yerine getirilmesi  Allah tarafından emredilen bir ibadettir. Namaz kılmak farzdır. Namaz niçin kılınır: Allah'ın emri olduğu için, Allah'ın rızasını kazanmak için, sevap kazanmak için, Allah'ın verdiği nimetlere teşekkür etmek için kılınır. Kimler namaz kılmakla sorumludur:      - Müslüman      - Akıllı      - Ergenlik çağına ulaşmış herkes namaz kılmakla mükelleftir. "... Şüphesiz namaz, müminlere vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisa suresi, 103. ayet)   NAMAZIN ŞARTLARI Namazın hazırlık şartları (dışındaki farzlar): 1- Hadesten taharet: Abdest veya gusül abdesti almak 2- Necasetten taharet: Namaz kılınacak yerin ve elbiselerin temiz olması 3- Setr-i avret: Namazda örtülmesi gereken yerleri örtmek 4- İstikbal-i kıble: Namazda kıbleye doğru yönelmek 5- Vakit: Kılacağımız namazın vaktinin girmiş olması 6- Niyet: Kılacağımız namaza niyet etmek. Örnek: Tek başımıza namaz kılarken "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını kılmaya." Cemaat halinde kılarken "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını kılmaya, uydum imama." Namazın kılınış şartları (içindeki farzlar): 1- İftitah tekbiri: Başlangıç tekbiri. Namaza "Allahü ekber" diyerek başlamak 2- Kıyam: Namazda ayakta durmak 3- Kıraat: Namazda ayaktayken Kur'an'dan birkaç ayet veya bir sure okumak 4- Rüku: Kıyamdan sonra elleri dizler... Devamı

26 09 2016

6. Sınıf 1.Ünite: Peygamberlere ve İlahi Kitaplara İnanç

Peygamber ve Peygamberlere İman Peygamber: Allahü Teala'nın emirlerini, yasaklarını, mesajlarını insanlara açıklayıp öğretmek amacıyla insanlar arasından seçip görevlendirdiği mübarek kişilerdir. Resul: Allah'ın kendilerine ilahi kitap gönderdiği peygamberler. Nebi: Allah'ın kendilerine ilahi kitap göndermediği, kendinden önce gönderilen kitabın hükümlerini devam ettiren peygamberler. Vahiy: Allah'ın peygamberlere mesaj göndermesi.     Yüce Allah, ilk insan topluluklarından başlayarak son peygamber Hz. Muhammed'e (s.a.v.) kadar her topluma peygamber veya peygamberler görevlendirmiştir. "Andolsun ki biz, ... her millete bir peygamber gönderdik..." (Nahl suresi, 36. ayet)      Peygamberlere inanmak,İslam Dininin İnanç Esasları'ndan birisidir. Kur'an-ı Kerim'de adı geçen peygamberler:      Hz. Adem                                   Hz. İshak                                       Hz. Eyyub      Hz. İdris                                      Hz. Yakup                                     Hz. Zülkifl      Hz. Nuh                                      Hz. Yusuf                                       Hz. Yunus      Hz. Hud   &n... Devamı

26 03 2016

Felak Suresi ve Anlamı-6.sınıf konu anlatımı

Felak Suresi Kul euzu birabbil felak Min şerri ma halak ve min şerri ğasikin iza vakab vemin şerrin neffasati fil ukad ve min şerri hasidin iza hased Anlamı: De ki: Yarattığı şeylerin kötülüğünden, Karanlık çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden Düğümlere üfleyerek büyü yapan üfürükçülerin kötülüğünden; Kıskanç kişinin kıskançlığının kötülüğünden Işıyan ufkun Rabbine sığınırım. Açıklama: Kur'an'ın son iki suresi olan Felak ve Nas surelerine, "muavezeteyn" yani "sığınma" sureleri denilmiştir. Çünkü bu surelerle ilgili konular aynıdır. Peygamberimiz bu sureler hakkında: "Bana bu gece benzeri olmayan ayetler indirildi. Bunlar Felak ve Nas'tır" buyurmuştur. İki surede de anlatılanlar onların Mekke döneminin başlangıcında indirildiklerini göstermektedir. O zamanlar Peygamberimize müşriklerin öfkesi şiddetlenmişti. İslam yaygınlaştıkça müşriklerin muhalefeti de artıyordu. İnanmayanlar Peygamberimize açıktan cephe almıştı. Onu öldürmeyi tasarlıyor; ölmesi, hastalanması veya delirmesi için sihirler yapıyorlardı. Müşriklerin ileri gelenleri Peygamberimize düşmanlıkta çok ileri gidiyor, insanların ona inanmamaları için onların kalplerine kuşku salacak şeyler uyduruyorlardı. Bu şartlarda Allah Peygamberimize şöyle demesini emretmiştir: " Yarattığı şeylerin kötülüğünden, Karanlık çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden Düğümlere üfleyerek büyü yapan üfürükçülerin kötülüğünden; Kıskanç kişinin kıskançlığının kötülüğünden Işıyan ufkun Rab... Devamı

26 03 2016

Kötü Davranışlar Karşısında Duyarsız Kalmayalım-6.sınıf konu anl

Allah, bizi şeytanın düşmanlığına, hile ve aldatmacalarına karşı uyarmıştır; “Çünkü şeytan sizin düşmanınızdır. Onun için siz de, onu bir düşman olarak tanıyın. O kendisine uyanları ancak alevli cehennemin ehlinden olmaları için çağırır.” (Fatır 6) “Şeytan onlara va’deder. Onları olmayacak kuruntulara düşürür. Şeytanın kendilerine va’dettiği şeyler ise aldatmacadan başka bir şey değildir.” (Nisa 120) Şeytanın insanları kendi yoluna çağırması sonucu insanlar birbirlerini aldatmamalı, birbirlerinin ayıplarını araştırmamalı, cimrilikten uzak durmalı, fitne ve fesada sebep olmamalı, gıybet ve dedikodu yapmamalı, haksızlık, hased ve kıskançlıktan uzak durmalı, iftira ve yalandan sakınmalı, kibirlenmemeli ve kendini beğenmemeli, kin ve intikamcı olmamalı, iki yüzlülük yapmamalı, gösteriş içerisinde bulunmamalı, zina ve zulümden uzak durmalı, adam öldürmemeli kısaca kötülük adına ne varsa hepsinden uzak durmalı ve ahlakını güzelleştirmeye çalışmalıdır. Doğrunun yanında yer almalı, edepli ve hayalı olmalı, iyilik, şefkat ve merhamet duyguları içerisinde olmalı, nefsinin arzu ve isteklerine dur demesini bilmeli, günah işlediği zaman tövbe etmeli ve kovulmuş olan şeytanın kötülüğünden Allah’a sığınmalıdır. Anlatım: Dr. Mustafa Akman Allah her insanı kendi yaptıklarından sorumlu tutmuştur; bununla birlikte hepimiz toplumlar halinde yaşadığımız için, birimizin yaptığı bir iş veya davranış diğer insanları etkilemektedir. Yanlış ve sakıncalı iş ve davranışlar, toplum tarafından tepki görmediğinde yaygınlaşır, ileri aşamada herkesi tehdit eder hale gelir. Bu nedenle Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Toplumda yalnız kötülerinizin başına gelmeyip herkesi etkileyecek olan beladan korkun&helli... Devamı

26 03 2016

Anne,Baba ve Büyüklere Saygısızlık-6.sınıf konu anlatımı

Anne baba ve büyüklerimiz bizim varlığımızın sebebidir. Onlar bizim en kıymetli varlıklarımızdır. Bizi dünyaya getiren, besleyip büyüten anne ve babamızdır. Anne ve babamızın, üzerimizde sayılamayacak kadar çok hakları vardır. Dinimizde Allah’a kulluktan sonra en önemli görevlerin başında anne ve babaya saygı göstermek ve onlara iyilik etmek gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de İsra Suresinin 23. ve 24. ayetlerinde Allah şöyle demektedir:"Rabb’iniz sadece kendisine kulluk etmenizi, anne ve babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf! bile deme. Onları azarlama. İkisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerine kanat ger ve Rabb’im! küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et diyerek dua et." Sevgili Peygamberimiz de bir sözünde şöyle buyurmaktadır. "Ana ve babanıza iyilik edin ve ihsanda bulunun ki çocuklarınız da size itaat etsin ve saygı göstersin." Anne ve babaya saygı konusunda neler yapmalıyız? Anne babamıza daima iyi davranmalıyız. Onları incitecek, üzecek söz ve davranışlardan kaçınmalıyız. Onlara karşı tatlı dilli ve güler yüzlü olmalıyız. Onların deneyimlerinden yararlanmalı, onlara her konuda danışmalıyız. Çocuklarına helâl rızık yedirmek için gece gündüz çalışan anne ve babamıza karşı saygısızlıkta bulunmamalıyız. Her anne ve baba, çocuklarının iyi ahlaklı, saygılı ve başarılı olmalarını ister. Bu yüzden onlara karşı saygıda kusur etmemeliyiz. Büyüklere Saygı Aile büyüklerimize karşı gösterdiğimiz sevgi ve saygıyı diğer büyüklerimize de ... Devamı

26 03 2016

Başkalarının Kusurlarını Araştırmak-6.sınıf konu anlatımı

İnsanların kusurlarını araştırmak kötü bir hastalıktır. Sürekli kusur arayanlar, bir süreden sonra güzellikleri görme yeteneklerini zayıflatır; hiçbir şeyden mutlu olmaz hale gelirler. Her insanın dikkatinin dağıldığı; boş bulunduğu veya zayıf düştüğü zamanlar veya dönemler vardır. Böyle bir zamanda yaptığı bir kusurun insanlar arasında yayılması hiç kimsenin hoşuna gitmez. Kuranıkerim’de doğrudan: “Birbirinizin kusurunu araştırmayın…” (Hucurat 12) denilerek, kusur aramak dinimizce yasaklanmıştır. Peygamberimiz kusur aramayı hoş görmez; hatta birinin kusuruna şahit olan bir kimsenin onu gizlemesini isterdi. Peygamberimiz bunu şöyle ifade etmiştir: “Müslüman kardeşinin kusurunu örten bir kimsenin Allah hem bu dünyada hem de ahirette ayıplarını örter.” Yakın arkadaşlar birbirine sırlarını anlatır. Bir kızgınlık anında bize emanet edilen sırları herkese yaymamamız gerekir. Bunu yapan kişi güvenilmez biri olarak kabul edilir. Devamı

26 03 2016

Kötü Zanda Bulunmak-6.sınıf konu anlatımı

Kötü zan, biri hakkında önyargılı bir şekilde kötü kanaat beslemek, onunla ilgili olumsuz tahminlerde bulunmaktır. Örneğin; paran kaybolduğunda, bir neden yokken arkadaşının çalmış olduğunu düşünmen, onun hakkında “kötü zan” beslemiş olmandır. Arkadaşı hakkında kötü zan sahibi olan birinin, ona karşı davranışları olumsuzlaşır; ters davranır; kırıcı olur. Oysa gerçek durum tahmin ettiği olmayabilir. Eğer sandığı gibi değilse, ters davrandığı ve kalp kırdığı için arkadaşının hakkına girmiş olur. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur: "Ey inananlar, zannetmekten kaçının, çünkü kimi zanlar günahtır.” (Hucurat 12) Kötü zanda bulunmak dostların ve arkadaşların arasını açar; onları birbirine düşman eder. İnsanların güven duygularını zedeler. İnsanlarda kuşku uyandıracak davranışlardan uzak durmalı, insanlara karşı nedensiz yere olumsuz düşünceler beslememeliyiz. Devamı

çocuğunuz için 2015 model isimler