dindersin...
14 11 2016

Din Kültürü 12. Sınıf 2. Ünite: Tövbe ve Bağışlama

1. İNSAN HATA YAPABİLEN BİR VARLIKTIR      Yüce Yaratıcı insanı üstün özelliklere sahip mükemmel bir varlık olarak yaratmıştır. Ancak bu, insanın kusursuz olduğu anlamına gelmez. İnsanoğlu zaman zaman hata yapabilir, günah işleyebilir. Örneğin; Allah'a karşı görev ve sorumluluklarını aksatabilir, kalp kırabilir, haksızlık, adaletsizlik yapabilir, kaba ve kırıcı davranabilir. Ancak önemli olan yapılan hatanın farkına varıp onda ısrar etmemektir. "İnsanoğlu hata yapabilir. Ancak hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir." Hadis-i şerif   2. TÖVBE, HATADAN DÖNME VE İYİLİĞE YÖNELME ERDEMİDİR      Tövbe etmek; yapılan hatadan pişmanlık duyarak aynısını bir daha yapmamak üzere Allah'a söz vermek ve bu konuda kararlı davranmaktır. İstiğfar ise Allah'tan af ve mağfiret dilemektir.      Allahü Teala hata yapanların tövbe etmesini ister. Tövbe, Allah'a inanan ve sorumluluk sahibi olan Müslümanların belirgin bir vasfıdır. Aynı zamanda erdemli bir davranıştır. Önemli olan ise tövbe ve istiğfar ettikten sonra aynı hatayı bir daha işlememek için gayret göstermektir. "Rabbine hamd ederek tesbihte bulun ve O'ndan bağışlanma dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir." (Nasr suresi, 3. ayet) "...Sizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de kendini ıslah ederse bilsin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (En'am suresi, 54. ayet) 3. ALLAH BAĞIŞLAYICIDIR, BAĞIŞLAMAYI SEVER       Yüce Allah'ın merhameti çok geniştir. O, bağışlamayı sever. "Ey nefislerinde kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Do... Devamı

26 09 2016

2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı 12.sınıf Günlük ve Yıllık Planları

2016-2017 12.Sınıf Görsel Sanatlar-Resim Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/agtspb/12-gorsel-sanatlar-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Geometri Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/agtspb/12-geometri-2-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Tarih Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/x4s9rp/12-tarih-yillik-planlari.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Kimya Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/agtspb/12-kimya-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Müzik Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/x4s9rp/12-muzik-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Coğrafya Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/agtspb/12-cografya-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/ifj5sd/12.sinif_dil_anlatim.doc.html 2016-2017 12.Sınıf Arapça Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/lhtw8y/ARAPCA_YILLIK.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Beden Eğitimi Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/ifj5sd/12_Sinif_Beden_Egitimi_Dersi_Yillik_Plani.doc.html 2016-2017 12.Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Yıllık Planı http://s2.dosya.tc/server19/zbNqLx/din12.SINIFPLAN.doc.html 2016-2017 12.Sınıf Demokrasi ve İnsan Hakları Dersi Yıllık Planı http://s2.dosya.tc/server19/P1JF1n/11-demokrasi-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/x4s9rp/12-turk-edebiyati-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Felsefe Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/lhtw8y/Felsefe_Yillik_Plani.doc.html 2016-2017 12.Sınıf Sosyoloji Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/3ch687/Sosyoloji_Yillik_Plani.doc.html 2016-2017 12.Sınıf Analitik Geometri Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/ifj5sd/12-analitik-geometri-yp.rar.html 2016-2017 12.Sınıf Bilgi Kuramı Dersi Yıllık Planı http://s3.dosya.tc/server5/ifj5sd/12-bilgi-kurami-yp.rar.html 2... Devamı

01 10 2015

Yeni Bir Hayat: Ahiret-12.sınıf konu anlatımı

Her canlı doğar, büyür ve ölür. Bitkiler, hayvanlar ve insanlar için ölüm kaçınılmaz bir sondur. Yüce Allah bu gerçeği Kur’an’da, “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmran suresi 185. ayet.). şeklinde belirtmektedir. Her insanda yaratılışından gelen sonsuz olarak yaşama isteği vardır. İnsan ölmemek, dünyadan ayrılmamak, hep yaşamak ister. Örneğin; Eski milletlere ait mezar kalıntılarında, dünyada kullanılan çeşitli eşyaların bulunması, ölümsüzlük düşüncesinin ve isteğinin sonucudur. Ayrıca insanların sevdiklerinden ayrılmak istememeleri, ölümsüzlük isteğinin diğer bir boyutudur. İnsanların ölümsüzlük isteğini dinimiz, öldükten sonra dirilmek ve ebedî olarak yaşayacağı ahiret inancının varlığını haber vererek karşılar. Ahiret, dünyanın sona ermesi ile başlayacak olan sonsuz hayattır. Ahirete inanmak İslam dininin iman esaslarındandır. İslam inancına göre ölüm bir yokoluş olmadığı, ölümle her şeyin bitmediği, yeni bir hayatın başladığı inancı vardır. Ölen her insan ahiret gününde dirilecektir. Akıllı ve irade sahibi bir varlık olması nedeniyle de dünyadaki sözlerinden ve yaptığı davranışlarından sorumlu tutulacaktır. Dindeki ahiret inancı, insandaki ölümsüzlük isteğine cevap niteliğindedir. Ahiret hayatı, kıyametten sonra başlayacak sürekli yeni bir yaşamın başlangıcıdır. Ölüm bir son değil, bilakis, yeni, sonsuz bir yaşamın başlangıcıdır. Allah Kur’an’da insanların sonsuz bir hayatı sınırlı dünya hayatına tercih ettiklerini belirtmiştir: “Fakat sizler, dünya hayatını tercih ediyorsunuz! Oysa ahiret hayatı, daha hayırlı ve süreklidir.” (Alâk suresi, 16 - 17. ayetler.). ... Devamı

01 10 2015

Kıyamet-12.sınıf konu anlatımı

Dini bir tabir olarak kıyamet; içinde yaşadığımız dünyanın ve onun bünyesinde yer aldığı kâinatın parçalanıp yok olması, daha sonra insanların hesap vermek üzere toplanması sürecidir. Kıyamet, canlı ve cansız bütün varlıkları kapsayan bir yok oluş ve yeniden dirilme gibi iki safhalıdır. Yani bütün canlıların helak oldukları güne Kıyamet dendiği gibi, bütün ölülerin tekrar diriltildikleri güne de Kıyamet denir. Ahiret inancı, kıyametin varlığını kabul etmekten geçer. Yok oluş ve yeniden dirilişle birlikte gelişecek Haşr, Hesap, Mizan, Cennet ve Cehennem gibi olaylar hep Kıyamet gününde olacaktır. Bu nedenle ahiret inancı, kıyamet ve onunla birlikte gelecek olaylara inanma ve kabul etmeyi içerir. Kıyamet, Kur'an-ı Kerim'de hangi isimlerle anılıyor? Kıyamete, Yevmü'l-Kıyâme (Kalkış, Diriliş Günü), el-Saa (Saat), Yevmü'l-Âhir (Son Gün), el-Âhire (Gelecek Hayat), Yevmü'd-Din (Ceza Günü), Yevmü'l-Hesap (Hesap Günü), Yevmü'l-Fası (Karar Günü), Yevmü'l-Cem (Toplanma Günü), Yevmü'l- Hulud (Sonsuzluk, Sonsuzlaşma Günü), Yevmü'l-Ba's (Diriliş Günü), Yevmü'l-Haşre (Pişmanlık Günü), Yevmü't- Teğ abün (Kusurların Ortaya Çıktığı Gün), el- Karia (Şaşırtan Felâket), en-Naşiye (İnsanı Dehşete Düşüren Felâket), et-Tamme (Herşeyi Kuşatan Felâket), el-Hakka (Büyük Hakikat) ve el-Vakıa (Büyük Olay) gibi isimler verilmektedir. Kur'an-ı Kerim'de Kıyamet Olayı nasıl anlatılmaktadır? Kur’an, kıyamet hakkında insanları uyarmakta ve o günün çok dehşetli bir gün olacağını haber vermektedir: “Ey insanlar! Rabb’inizde... Devamı

01 10 2015

Ahirete Uğurlama -12.sınıf konu anlatımı

Cenaze namazı, yıkanmış, musalla taşına konulmuş ölü için Müslümanların, abdestli olarak ve kıble tarafına yönelerek kıldıkları bir namaz ve duadır. Cenaze namazı farz-ı kifâye’dir. Yani bir toplumda bir kısım Müslümanların bu namazı kılmalarıyla, diğerlerinin üzerinden yükümlülük kalkar. Cenaze namazı hiç kılınmazsa, o beldedeki bütün Müslümanlar sorumlu olur. Cenaze namazının şartı niyettir. Bu niyette, ölünün erkek veya kadın, küçük erkek veya kız çocuğu olduğu belirtilir. İmam; “Allah rızası için hazır olan cenaze namazını kılmaya ve o cenaze için dua etmeye” diyerek niyet eder ve namaza başlar. Ölü, erkek ise: "şu hazır erkek için", kadın ise; "şu hazır kadın için" diye niyet edilir. Çocuklar için de bu şekilde niyet edilir. Cenaze namazının şartları tekbirler ve kıyâm (ayakta durmak) dır. Bu namazda diğer namazlarda olan, rukû (eğilme) ve secdeler(yere uzanma) bulunmaz. Ölünün Müslüman, yıkanmış olması, konulduğu yerin temiz olması ve cemaatin önünde bulunması gerekir. Kasten ana babasını öldürenlerin, öldürülmüş eşkıya ve yol kesicilerin namazları kılınmaz. Cenaze namazında yapılan bazı dualar vardır. Peygamber Efendimiz’in de yapılmasını tavsiye ettiği dualardan birisi şöyledir: "Allah'ım, dirimizi, ölümüzü, burada olanımızı, olmayanımızı, erkeğimizi, kadınımızı, küçüğümüzü, büyüğümüzü bağışla. Allah'ım, bizden yaşattığını İslâm üzerine yaşat; öldürdüğünü iman üzerine öldür. Bu ölüye de sevinç, rahat, mağfiret ve rıza ihsan eyle. Allah'ım, eğe... Devamı

01 10 2015

Ölüm Bir Hayat Gerçeğidir-12.sınıf konu anlatımı

Hayatı sırf bu dünyadaki yaşamla sınırlı saymak, öldükten sonra insanı bekleyen hiçbir şey olmadığına kendini inandırmak ölümle başa çıkma yöntemlerinden birisi olarak görülmektedir. Kendisine ayrılan zamanın sınırlı olduğunun ve bir gün yaşamının sona ereceğinin bilincinde olmak, insanı anlamlı yaşayıp yaşamadığı konusunda endişelendirmektedir. Ölüm insanlar tarafından ya umut dolu bir bekleyiş ya da acı bir kayıp olarak değerlendirilmektedir. Ölüm, insanın özüne ilişkin bir gerçektir. Doğmak gibi doğal olan ölüm de hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. İslam inancına göre, ölüm bir yok oluş değildir. Geçici dünya hayatından, sonu olmayan ahirete göç etmektir. İnsan ne kadar yaşayacağını, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini bilemez. Ecel, insan ömrünün sonlandığını belirtir. Kişi, ömrü sonlanmadan hem kendisine hem de başkalarına faydayı işler yapmalıdır. İnsana düşen görev, sağlığını koruyup, hayatını tehlikeye düşürecek tedbirsiz durumlardan kaçınmak, sınırlı olan dünyadaki zamanı boşa geçirmemektir. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışmalı ve gayret göstermelidir. Ölüm kaçınılmaz bir son ise, birey, yaşamını anlamlandırmak için gayret etmelidir. Kişi, önce Allah’a karşı görevlerini yerine getirmeli, Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükretmelidir. Büyüklerine iyi davranmalı, küçüklerine ise şefkatle yaklaşmalıdır.Yetim ve öksüzleri gözetmeli, yakınlarını ziyaret edip, onların hal ve hatırlarını sormalıdır. Her nedense doğum sevinçle karşılanırken, ölümden korkulur. Ölümden kaçış olmadığına g&oum... Devamı

01 10 2015

Ahirete İmanın Dünya Hayatını Anlamlandırmaya Katkısı

Ahirete iman herşeyden önce insana bir hedef ve yön verir. Yaratılışındaki gaye, hikmet ve hedefi öğretir. Bu inanca sahip olan kişilerin oluşturduğu toplum doğruluktan ayrılmaz. Kazancını doğru yerlerde arar. Hileye, aldatma ve rüşvete yaklaşmaz. Kendi hakkını bildiği gibi başkalarının hakkını da gözeterek kimseye haksızlık yapmaz. Bu inanca sahip kişi, dini ve dünyevi görevlerini eksiksiz yerine getirir. Çünkü mükafat ve ceza gününün varlığına inanarak herkesin bu dünyada yaptıklarının hesabını Allah’ın huzurunda vereceğini bilir. Bu inanç, insanların kalbinde barış duygularının gelişmesine yol açar. Barış duygusu ile adalet gerçekleştirilir. Adalet duygusuna sahip olan insan da kendisini mutlak adaletin gerçekleşeceği kıyamet gününe tam anlamıyla hazır duruma getirir. Bu inanç kişilerin ümitlerini yeniler. Acılarını hafifletir. Hayat boyu karşılaştığı zorluklara katlanmasını sağlar. Ahirete iman, insanı hayır işlemeye, kötülüklerden kaçınmaya ve üstünlükleri benimsemeye yöneltir. Ahirete inanan kişi, son nefesini verme anında geçmişini düşünür, yaptığı hayırlı işlerden dolayı huzur duyar. Çünkü ölüm onun için bir yok oluş değil, sonsuz bir yaşamın başlangıcıdır. Ahiret inancı dünya yaşamına aşırı bağlılığı önler. Başkalarına karşı iyilik etme fikrini geliştirir. Ahirete iman insanda tam bir sorumluluk duygusu getirir. Hukuki ve Ahlaki yönden çok önemli bir yaptırım olur. Her insanın başına bir polis veya asker dikemeyeceğimize göre ahirette hesap verme duygusu insanların kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlar. Toplumda şiddet ve terör olayları azalır. İşlemiş olduğu her hareketin, söylemiş olduğu her sözün kaydedildiğine ve mutlaka ahirette onun... Devamı

01 10 2015

DÜNYA HAYATI VE AHİRET-Hayat Amaçsız Değildir.

İnsan akıllı, düşünen ve bilen bir varlıktır. Yaratılışından getirdiği anlama, bilme, merak etme duygusu gereği olarak kendi kendine bazı sorular sormuş ve bunların cevabını aramıştır. Bunların başında gelen ve insanı en çok düşündüren sorulardan bazıları şunlardır: “Nereden geldik, nereye gideceğiz? “Bu dünya bir gün yok olacak mıdır? “Öldükten sonra yeni bir hayat var mıdır? “Ruh ölümsüz müdür? Gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimler bu soruların cevabını veremez. Bu soruların cevabını ancak din verir. Çünkü hayatı anlamlandırma isteğinin engellenmesi durumunda insan var oluş boşluğuna düşer. Birey hiçlik ve yoklukla yüz yüze gelir. Bu durum can sıkıntısı ve var oluş kaygısı şeklinde kendini gösterir. Böyle bir insan, hayatında hedef ve gayesinden uzak olarak yaşar. Dinimizin temel kaynağı olan Kur’an “Bizim Allah’tan geldiğimizi ve Allah’a döneceğimizi (Bakara suresi, ayet 185) bildirerek, ahiret hayatının var olduğunu haber veriyor. İnsan başıboş, amaçsız yaratılmamıştır. Yüce Allah Kur’an’da: ““Allah, ölümü ve hayatı, hanginizin daha güzel davranışlarda bulunacağını imtihan etmek için yarattı” (Mülk suresi, ayet 2) buyurarak hayatın amacını açıklamaktadır. Başka bir ayette de insanın bu amacı unutmadan yaşaması gerektiğini “İnsan başı boş bırakılacağını mı sanıyor”(Kıyame 36) ayetiyle hatırlatmaktadır. Ahiret inancı insana, öldükten sonra ne olacağını bildirerek, onu belirsizlikten gelecek endişesinden kurtarır. Ruhsal yönden büyük bir rahatlama içinde olmasını sağlar. Nasıl ve niçin yaşaması gerektiğini bildirerek, hayatını anlam kazandırır.... Devamı

14 03 2015

İSLAM VE BARIŞ-12.sınıf konu anlatımı

1. BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK BİR İHTİYAÇTIR      Dünya üzerinde renkleri, dilleri, dinleri, kültürleri, gelenekleri, düşünceleri, inançları, değer yargıları birbirinden farklı birçok millet ve toplum yaşamaktadır. Hatta bu farklılıklar toplumların kendi içinde bile değişiklik gösterebilir. Bütün bu farklılıklar birer zenginliktir. Herkesin düşünce yapısı, yaşam tarzı aynı olamaz. Ünlü halk ozanımız Aşık Veysel'in de dediği gibi "Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasaydı."      İnsanların barış içinde yaşamaları için birbirlerinin düşüncelerine, yaşam tarzlarına, değerlerine saygı göstermeleri gerekir. Farklılıklar düşmanlık olarak görülmemelidir. Ayrıca her devlet birbirinin bağımsızlığına, haklarına saygılı olmalıdır. Aksi halde dünya barışı tesis edilemez. "...Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın..." A'raf suresi, 56. ayet 2. İSLAM BARIŞA VE BİRLİKTE YAŞAMAYA ÖNEM VERİR      İslam dininin temel amaçlarından biri de herkesin barış içinde yaşamasıdır. Çünkü İslam barış dinidir. Toplumda barışa zarar verecek davranışlardan kaçınmayı öğütler. Kin, nefret, kavga, geçimsizlik vb kötü davranışlardan uzak durulmasını ister. İnsanları maddi-manevi incitecek davranışları yasaklar. "Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin..." Bakara suresi, 208. ayet "Müslüman başkalarıyla iyi geçinen, kendisiyle iyi geçinilen kimsedir. Geçimsiz kimsede hayır yoktur." Hadis-i şerif "Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların güvende olduğu kimsedir." Hadis-i şerif      Meşhur mutasavvıf ve şairlerimiz d... Devamı

14 03 2015

İslam ve Barış-12.sınıf konu anlatımı

Dinimizce "Küsmek"(Müslümanın Sakınması Gereken Bir Cahiliye Ahlakıdır) Kuran 'dan uzak insanların ahlakının en belirgin özelliklerinden birisi "küsmek"dir. Küsmek, insanların birçoğunun hoşlanmadıkları durumlarla karşılaştıklarında, öfkelendiklerinde, sinirlendiklerinde, karşı taraftan bekledikleri tavrı görmediklerinde geliştirdikleri bir kötü ahlak özelliğidir. Ailelerinden, arkadaşlarından, çevrelerinden bu özelliği görerek büyüyen çocuklar, bir süre sonra bu tavrı daha da geliştirerek karekterlerinin bir parçası haline getirirler. İsteği oyuncak alınmadığında ya da istediği yere gezmeye götürülmediğinde bir çocuk anne-babasına küser. Bir arkadaşına öfkelendiğinde arkadaşına, haksızlık yaptığını düşündüğünde kardeşine çok ödev verdiğini düşündüğünde öğretmenine ve bunun gibi hayatında yer alan bir çok kişiye karşı küsme eylemini geliştirerek büyür. Cahiliyenin bu ahlakıyla büyüyen insanlar yetişdiklerinde de bu ahlakı göstermeye, kendi iş arkadaşlarına, çocuklarına veya komşularına küserek devam ederler. Çocukken şuur sahibi olmamanın ve dünyayı, insanları tanımamanın sonucunda oluşan bu tavrı, yetişkin, oldun ve aklıbaşında her insanın mutlaka terk etmesi gerekmektedir. Bu da ancak Kuran 'da Allah 'ın bizden istediği ahlakı göstermekle, olaylara Kuran 'ın gösterdiği bakış açısıyla bakmakla mümkündür. Müslüman böyle bir ahlaktan neden kaçınmalıdır? Müslümanın cahiliye ahlakına ait bu özelliğe karşı hem çok dikkatli olması hem de böyle bir ahlak göstermekten şiddetle kaçınması gerekmektedir. Çünkü herşeyden önce küsme dine uygun b... Devamı

14 03 2015

İslam Düşüncesinde Tasavvufi Yorumlar-12.sınıf konu anlatımı

Tasavvuf, VIII. yüzyılın ortalarında oluşan IX. yüzyılın sonlarına doğru kurumsallaşan bir disiplindir. Tasavvuf; insanı, Allah’ı sevmek ve davranışlarında Allah’ın hoşnutluğunu amaç edinmeye yönlendiren dini akımdır. Tasavvufun asıl kaynağı Kur’an ve Sünnet’tir. Tasavvuf yoluna koyulan insana mutasavvıf veya sufi(sofi) denir. Hz. Peygamber zamanında çeşitli eğilimlere sahip olan sahabeler vardı. Bunlardan bir kısmı ilim öğrenmeye, bir kısmı dini tebliğe, bir kısmı cihada, bir kısmı yöneticiliğe daha fazla ilgi duyarken bir kısmı ibadete daha çok önem veriyor, uhrevi kurtuluş üzerinde yoğunlaşıyorlardı. Başta ilk dört halife ve aşerei mübeşşere olmak üzere Osman b. Maz`ûn, Mus`ab, Ammâr, Habbâb, Bilâl, Suhayb, Selmân, Ebû Zer, Mikdâd, Muaz, Ebü'd-Derdâ, Huzeyfe, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Amr sahâbenin abid ve zahitleri olarak tanınmışlardı. Daha sonraki dönemlerde yaşayan abit, zahit ve dindar Müslümanlar her zaman bunları örnek almışlardı. Tasavvuf zincirinin ilk halkaları bunlardı. Daha sonra eklenen yeni halkalarla bu silsile günümüze kadar gelmiş, bu halkalardaki âlim ve zahitler İslam'ın ilim, ihlâs, takvâ, ihsan, his, heyecan ve züht anlayışını yaşayarak çağımıza taşımışlardır. Bu dönemde özellikle yeni Müslüman olanlar, ibadete, kalp temizliğine, haramlardan kaçınmaya, kötülüklerden uzak durmaya ve insanlarla olan ilişkilere son derece önem vermişlerdir. İlk dönemde inananların hayatları sade ve tertemiz bir dini yaşam içersinde geçmiştir. Onlar, Allah’ın huzurunda büyük bir sorumluluk duygusu içinde hareket ederek, söz ve davranışlarına dikkat etmişlerdir. Hasan Basri ve Rabiatü... Devamı

14 03 2015

Hz.Muhammed'i Anlama-12.sınıf konu anlatımı

Hadis Ne Demektir? Hadis, İslam dininde, Hz. Muhammed'in değişik olaylar ve sorunlar karşısında inananları aydınlatmak, Kuran'ın bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği sözler bütünüdür. Hadis asıl içerik olan 'Metin' ve Ravi (rivayet edenler)'nin adları 'İsnâd' olmak üzere iki bölümden ibarettir. Hadis âlimleri Hadis kavramını "Peygamber'in söz, fiil ve takrirleri" şeklinde tarif ederler. Kapsamı 1. Hz. Muhammed'in (Kur'ân'da tesbit edilmiş olan vahyin dışında) söylemiş olduğu rivâyet edilen sözleri, 2. Hz. Muhammed’in yazdırmış olduğu mektuplar ve evrâk, 3. Hz. Muhammed'in vasıflarını haber veren rivâyetler, 4. Hz. Muhammed'in bir olay karşısında tutum ve tavrını anlatan rivâyetler, 5. Hz. Muhammed'in hayâtında gerçekleşen bir olaya şâhid olanların rivâyetleri, hadis ilminin ve hadis teriminin kapsamını oluşturur. Türleri Hadis ilminde hadisler ravisine (rivayet edene), hadisin içeriğine, doğrulu- ğuna, geliş şekline göre sınıflara ayrılır. Esas olarak üç hadis türü vardır: Sahih hadîs: Doğruluk açısından gerekli bütün şartları (akla uygunluk, Kurana uygunluk, İslam'ın ruhuna uygunluk, fıtrat ve tabiata uygunluk, tarihe uygunluk) taşıdığı tespit edilen hadislerdir. Bu hadisler iman, ibadet ve genel dini konularda kullanılır. Hasen hadîs: Yazılışında kusur bulunan; Sahih hadis ile Zayıf hadis arasında olan, sahih hadise daha yakın hadislerdir. Zayıf hadîs: Senedinde ve metninde bir kusur bulunan; Sahih ve Hasen hadisin taşıdığı şartları (akla aykırılık, Kurana aykırılık, İslam'ın ruhuna aykırılık, fıtrata ve tabiata aykırılık, tarihe aykırılık) taşımayan hadislerdir. (Bu hadislerle amel edil... Devamı

14 03 2015

Hz.Muhammed'i Anlama-12.sınıf konu anlatımı

Hadis Ne Demektir? Hadis, İslam dininde, Hz. Muhammed'in değişik olaylar ve sorunlar karşısında inananları aydınlatmak, Kuran'ın bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği sözler bütünüdür. Hadis asıl içerik olan 'Metin' ve Ravi (rivayet edenler)'nin adları 'İsnâd' olmak üzere iki bölümden ibarettir. Hadis âlimleri Hadis kavramını "Peygamber'in söz, fiil ve takrirleri" şeklinde tarif ederler. Kapsamı 1. Hz. Muhammed'in (Kur'ân'da tesbit edilmiş olan vahyin dışında) söylemiş olduğu rivâyet edilen sözleri, 2. Hz. Muhammed’in yazdırmış olduğu mektuplar ve evrâk, 3. Hz. Muhammed'in vasıflarını haber veren rivâyetler, 4. Hz. Muhammed'in bir olay karşısında tutum ve tavrını anlatan rivâyetler, 5. Hz. Muhammed'in hayâtında gerçekleşen bir olaya şâhid olanların rivâyetleri, hadis ilminin ve hadis teriminin kapsamını oluşturur. Türleri Hadis ilminde hadisler ravisine (rivayet edene), hadisin içeriğine, doğrulu- ğuna, geliş şekline göre sınıflara ayrılır. Esas olarak üç hadis türü vardır: Sahih hadîs: Doğruluk açısından gerekli bütün şartları (akla uygunluk, Kurana uygunluk, İslam'ın ruhuna uygunluk, fıtrat ve tabiata uygunluk, tarihe uygunluk) taşıdığı tespit edilen hadislerdir. Bu hadisler iman, ibadet ve genel dini konularda kullanılır. Hasen hadîs: Yazılışında kusur bulunan; Sahih hadis ile Zayıf hadis arasında olan, sahih hadise daha yakın hadislerdir. Zayıf hadîs: Senedinde ve metninde bir kusur bulunan; Sahih ve Hasen hadisin taşıdığı şartları (akla aykırılık, Kurana aykırılık, İslam'ın ruhuna aykırılık, fıtrata ve tabiata aykırılık, tarihe aykırılık) taşımayan hadislerdir. (Bu hadislerle amel edil... Devamı

12 01 2015

Dinin Anlaşılmasında Sünnetin Önemi-12.sınıf

Sünnet, Peygamber Efendimiz'den Kur'an ayetleri haricindeki her türlü söz, fiil ve takrirlerden oluşmaktadır. Daha kısa ve fıkıh usulü âlimlerinin anlayışına uygun bir anlatımla "Sünnet, Allah Resülü'nün söz, fiil ve takrirlerinden ibarettir." Şer'î delillerin ikincisi olan sünnetin tarifinde "peygamberlik" kaydı, vazgeçilmez unsurdur. Böylece Peygamberimiz'in, peygamberliğinin başlangıcından vefatına kadar, Kur'an dışında söylemiş olduğu her söz veya yaptığı her fiil sünnet içinde yerini almış olmaktadır. "Peygamber'den sadır olan söz ve fiiller" olarak "sünnet" kavramı ve kapsamı içindedir. Sünnetin dini hüküm ve uygulamalarda delil olduğunda bütün Müslümanlar icma (topluca kabul) etmişlerdir. Kitab'ın Sünnet'e göre üstün olduğu konusunda da bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Zira Kitap, lafız olarak Allah katından indirilmiş, ibadetlerde okunması emredilmiş, bütün bir insanlık en küçük süresinin benzerini getirmekten aciz kalmış ilahî bir beyandır. Sünnet ise bu vasıflara sahip değildir. Bu açıdan bakıldığı zaman, delillerin sıralanmasında sünnet, elbette Kitap'tan sonra gelmektedir. Öte yandan Kur'an'da sünnetin hukukî delil olduğunu gösteren ayetler bulunmaktadır. Kur’an ve Sünnet birbirinin destekleyicisi, açıklayıcısı ve tamamlayıcısıdır. ‹mam Şafiî'nin ifadesiyle Kur'an'ın okunan, sünnetin rivayet olunan vahiy olması, önce bu kaynak birliği içindeki iki delil arasında herhangi bir çelişkinin bulunmamasını gerekli kılar. Kur’an’daki hükümlere aykırı hiçbir sünnet, bulunmaz. ... Devamı

12 01 2015

Hz.Muhammed’in Davranışlarının Yerel ve Evrensel Boyutu-12.sınıf

Hz. Muhammed’in tüm hayatı ya da hayatın belirli bölümlerinin bütün boyutlarıyla, sahabe tarafından yazılı ve sözlü olarak kaydedildiği bilinmektedir. Hz. Muhammed, son dinin evrensel temsilcisidir. Bu nedenle onun tüm davranışları ve sözleri, insanları kucaklayıcı evrensel bir yapı içermektedir. Bu durum, sünnetin evrensel bütünlüğünü oluşturmaktadır. "De ki, ey insanlar! Ben sizin hepinize göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim" (Araf Suresi, 158.) ayeti ve konuya ait diğer ayetler, bir taraftan İslam'ın cihanşümul bir din olduğunu ilan ederken bir taraftan da Hz. Peygamber'in elçiliğinin ve dolayısıyla onun sünnetinin, yaşama tarzının evrensel boyut ve karakterini ortaya koymaktadır. Toplum kesimlerinin bütün ihtiyaçlarını birey, aile, millet, ümmet ve insanlık seviyesinde ve evrensel çerçevede karşılamak, şekillendirmek, örneklendirmek sünnetin sorumluluğu ve özelliğidir. Allah Teala'nın Hz. Peygamber'i "en güzel örnek" diye tanıtması, onun hayatının tüm yönleriyle İslam çerçevesinde örnek alınabileceğini göstermektedir. Hz. Peygamber'in hayatını ve ondaki çeşitliliği Ashab-ı Kiram, "Onun bütün hareketlerinin bize bakan bir yönü mutlaka bulunmaktadır. Biz onu örnek almalıyız" yaklaşımı içinde algılamışlardır. Hz. Peygamber'in hayatı incelendiğinde gerek aile ilişkilerinde, gerek örnek ahlakında, gerekse insani ilişkilerdeki söz ve davranışlarının bir model, örnek ve rehber olduğunu görülecektir. Sünnet, Hz. Peygamber'in, Allah'ın emirlerine uygun hareket etmek maksadıyla seçip yaşadığı hayat, gittiği yol demektir. Bir anlamda sünnet, son ilahî kitap ... Devamı

çocuğunuz için 2015 model isimler